Tevhid Kitap
Kategori :

Akaid Soruları

Açıklama :

 

Darun Nedve ile parlamento birbirine kıyas edilebilir mi? Halis Hoca (Ebu Hanzala)

Diğer sosyal medya hesaplarımızdan yayınlamadığımız özel paylaşımlarımızdan güncel olarak haberdar olmak için linke tıklayarak WhatsApp hattımıza abone olabilirsiniz; https://bit.ly/2xHiHzN

Soru:
Darun Nedve ile parlamento birbirine kıyas edilebilir mi?

Cevap:
Şimdi kardeşlerim buradaki en büyük sorun şudur. İslam alimleri bir kaide söylerler. Derler ki:

"Kale alınacak olan, kıstas kabul edilecek olan bir şeyin hakikatidir. Özüdür, gerçeğidir. Lafızları değildir."

Yani adı Dârun'n-Nedve olmuş parlemento olmuş TBMM olmuş işte Senato olmuş. Bunun bir önemi yoktur. Mühim olan orada ne yapıldığıdır. Orada ne tür bir işlem görülüyor mühim olan mesele budur.

Müslüman insanların veya müslüman ilim adamlarının bugün ki Parlementoları Dârun'n-Nedve'ye kıyas etmelerinin sebebi Dârun'n-Nedve'nin hakikatidir. Dârun'n-Nedve her kabilden soylu ve zengin insanların katıldığı Mekke'nin dini, dünyevi, siyasi veya ekonomik herhangi bir sorununda, kendi aralarında istişare edip karar aldıklarında ve genelde de çoğunluğun tercihine göre karar alıp daha sonra bütün Mekke'nin uymuş olduğu bir yerdi. İşlevi buydu.

Dârun'n-Nedve'ye Allah'ın ve Resûlünün gazap etmesinin, kabul etmemesinin sebebi nedir? Çünkü orada toplanan insanlar karar alırken 'sen ne diyorsun? Sen ne diyorsun? Senin görüşün nedir?' derken 'Acaba Allah ne diyor? Acaba Peygamberi bu konuda nasıl bir uygulamada bulundu?' bunu sormuyorlardı.

Kendi hevalarını egemen güç haline getirmişlerdi. Kendi verdikleri kararlardan çoğunluğun kararını topluma dayatıyorlardı.

Bugün ki parlementolara müslümanların karşı çıkmasının sebebi aynısıdır. Yani müslümanlar parlementoya bakıyorlar. Parlementoda bir grup insan toplanıyor. Ülkenin siyasi, dini, ahlaki bir problemi varsa, bunu kendi aralarında konuşuyorlar. El kaldırıp indiriyorlar.

Ama hiçbir surette 'Allah ne diyor? Resûlü ne diyor? İslam dininin ön görüsü nedir?' böyle bir soru sormuyorlar.

Ve çoğunluğun kararını da bütün toplumun kararıymış gibi kanun yapıp yaptırım uygulayıp zorla bütün toplumu bu kanuna uymaya zorluyorlar. İkisini birbirine kıyas etmenin ikisini birbiri ile karşılaştırmanın hakikati budur. Bu sözü söyleyen adam Dârun'n-Nedve'de ezan okutturan bir diyanet yoktu diyor.

Ama Dârun'n-Nedve'de hacılara su dağıtan bir kurum vardı. Dârun'n-Nedve'de Hacca gelen insanlara bedava yemek dağıtan bir kurum vardı.
Dârun'n-Nedve'de Kabe'nin defterdarlığını tutan, Kabe'nin anahtarını elinde bulunduran Kabe'nin örtüsünü çıkarıp temizledikten sonra tekrardan oraya asan bir kurum vardı. Dârun'n-Nedve'nin içerisinde insanların birilerinden borcu olduğunda ve alamadığında bir araya gelip güç oluşturup mazlumun hakkını zalimden alan birileri vardı. Bunların hiçbir tanesi Dârun'n-Nedve'yi Allah'a kafa tutan bir parlemento olmanın dışına çıkarmadı.

Yani bazı ahlaki güzelliklerin var olması, İbrahim'in dininden gelen bazı şiarları devam ettiriyor olmaları onların Allah'a kafa tutup, isyan ettikleri gerçeğini değiştirmedi. Bugünkü parlemento da böyledir.

Ezan okuyabilir, kurban kestirebilir, Hacca adam gönderebilir, sosyal bir takım yardımlarda bulunabilir. Bunlar müntesip oldukları Peygamberden onlara kalan ahlaki bir takım şeylerdir. Bunları yapmaları onların Allah'a kafa kaldırdıkları, Allah'a isyan ettikleri hakikatini değiştirmez hiçbir zaman.

Diyanet meselesine gelince bunu söyleyen hoca efendinin diyanetin ne iş gördüğünden kesinlikle habersiz olduğunu söyleyebilirim. Diyanet minarelerde ezan okunsun diye açılmış bir kurum değildir.

Diyanet
Laik, demokrat sistemi insanların gözünde İslami gösterebilmek için insanların baş kaldırmasının önüne geçmek için açılmış ve bunlarda kılıf olarak diyanete verilmiş vazifelerdir.

Laiklik batının ürünüdür ve aydınlanma çağında artık Allah öldü diyen necis müşriklerin ortaya koydukları bir sistemdir. Allah'ın öldüğüne inanan Allah'ın hayata müdahale edemeyeceğine inanan bazı insanlar bundan sonra artık Allah yok bundan sonra bilim var diyen insanlar dinle devleti birbirinden ayırdılar.

İster deyin ki laiklik din ile devleti birbirinden ayırmaktır, isterseniz padişahımızın tanımladığı gibi deyin ki laiklik bütün dinlere eşit mesafede durmaktır. Bu devlet dinle devleti birbirinden ayırdıktan sonra nasıl oluyor da dini bir kurum kuruyor.

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

Yorum yapabilmek için üye olmalısınız.
3:19
7:23
Akaid Soruları
124 views   2019-08-28
2:58
Akaid Soruları
187 views   2019-08-31
6:35
Akaid Soruları
119 views   2020-02-24
8:23
Akaid Soruları
130 views   2020-02-24
2:10
2:44
Akaid Soruları
134 views   2020-02-25
3:17
8:16
Akaid Soruları
158 views   2020-03-25
4:14
6:55
19:10
Akaid Soruları
128 views   2020-04-22
15:15
Akaid Soruları
115 views   2020-04-22
8:42
20:30
31.12
10:42
02:05
Akaid Soruları
157 views   2020-08-26
01:37
01:16
Akaid Soruları
149 views   2020-09-21
04:53
14:47
Akaid Soruları
417 views   2020-11-24